3.CUMHURİYET DÖNEMİ

Birinci 1923-1938 Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki kuruluş dönemidir. İkincisi 1938-16 Nisan 2017 Atatürkçülerin yanında, karşısında, dünyanın da dahil olduğu kendi içinde evreleri olan dönemdir. Üçüncüsü 17 Nisan 2017 tarihinde başlamış olup “Cumhurbaşkanlığı yönetimi” diye adlandırılan esasen başkanlık yönetimindeki Cumhuriyet dönemidir.

1-        Dünyayı şekillendirenler bunu öngördüğü için bu sürece girilmiştir. Sorun Türkiye için lehte mi aleyhte mi gelişmeler planlandığındadır. Biz bunu fark etmeyeceğiz. Zira bütün değişimler olumlu taraflarıyla önümüze sürüldüğü biz de ambalajından esas ürünü keşfedemediğimiz için fark etmeden tüketeceğiz.  Olumlu : Sıcak para akışı devam edecek, gayrısafi milli gelir kişi başına 10.000 dolardan daha yukarılara yükselecektir. Her ne olursa olsun Orta Doğu şekillenmesinde rol almamız desteklenecektir. Sıcak temaslar ordumuz kullanılarak gerçekleşecektir. Olumsuz : Sıcak para tüketiminde yaptığımız bütün yatırımları teknoloji ve yetişmiş insan gücümüz olmadığından yabancı sermaye ile yapabildiğimizden kendi paralarını yine onlara ödeyecek, faiz giderleri ile gerçek ekonomimizdeki delik büyüyecektir. Kişi başına gelir istatistik olarak yükselebilir ancak herzamanki gibi % 10 nüfusun en zenginleri daha zengin yani Ali Ağaoğlu biraz daha araba ve hatun istifleyecektir; nüfusun %90 alt gelir grubu topluluk halinde yaşamaya geçecek zira ancak geçinecek, yani fakirleşecektir. Başka bir tabirle asgari ücretle 300 bin ev alamayacağından veya  günün değeriyle 1.000 tl kira ödeyemeyeceğinden ailesinin bir odasına sığınacak böylece üç çocuğuna bakıcı masrafından da kurtulacaktır.

2-        İlk başkanımız pardon cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ona vaadedilen balkon konuşmasından alıntılıyorum;  “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” artık hayal değildir. Kendisiyle siyasete atıldığı ilk günlerden itibaren kurulan temaslar ve siyasi rota hep ortak bir gelecek içindir. Yani sen de kazan biz de kazanalım. Bunda bir sıkıntı görülmemiştir. Dünya böyle yönetilmektedir. Büyük güçler veya sermayedarlar heryerde söz sahibi iseler şimdi de kendi çıkarları için Türkiye’nin başını kaldırması gereğini öngörmüşlerse neden işbirliği yapılmasın? Recep Tayyip Erdoğan bu ideal için hakikaten canla başla uğraşmıştır. Yanındakiler ahengini kaybettiğinde de onları kenara fırlatmış, tereddütsüz ve tek başına ve kendine yakışan“Hak bildiğin yolda yalnız ilerleyeceksin” düsturuna sıkı sıkıya sarılmıştır.“Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir, İleri!”  Kuruluş için sihirli söz nasıl olmuşsa, Recep Tayyip Erdoğan da aynı şevkle atılmıştır ileri. Sonuca ulaşmıştır. Yalnız dümende dünya erki, makine dairesinde Recep Tayyip Erdoğan ve gemisindeki bizler. Hayırlı olsun….

3-        Millet karmaşık düşünmez. Riskleri hiç göze almaz, özellikle Türkler. Psikopat yapıya sahibiz biraz. Tehdit ve tehlike anında canavar, korkusuz ve kahraman; barış zamanında miskin, kanaatkâr, azla yetinen, mevcut konforunun elden gitmesini göze almayan bir gürûhuz. Liderler tehlike sinyali verdiğinde “evet”lere bunun için koştu. Asıl o zaman durumunun değişeceğini algılamadı. Dedim ya uzun boylu düşünmek istemeyiz. Liderler eski durumun değişeceği sinyalini bütün sükûnetiyle verdiğinde; düşünerek “hayır”lamalarını telkin ettiğinde durumu yeterince izah edememiş oldular.” Öyle ya tehlike varsa sen niye sakinsin. Demek ki yok…Üstelik yargılama deyip deyip bizim liderlerimizi ipe götürmenin derdinde olduğunuzu gizliyorsunuz.” Diye düşündüler. Ne savaşa girme tehlikesi var, ne mallarımıza el koyma, ne aç kalma, ne işsiz kalma. Başına devletle ilgili iş gelmeyen, Kanun olsa bile saçma uygulamalarla zor durumda kalma olayları da yaşamamışlar.  Zaten tek kişi yönetiyor, bir şey değişmeyecek ki….17.04.2017   

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !