NASIL YÖNETİLELİM?

           NASIL YÖNETİLELİM?

          Yönetim biçimi önemli değil. Siyasal Bilimlerde her yönetim şeklinin ideal olarak ortaya çıktığını, bozulduğunda ise kötü yönetime dönüştüğünü ortaya koyar. Basitçe ifade edersek her yönetim şekli  iyi uygulanırsa erdemli ve ideal, kötü uygulanırsa erdemsiz ve berbat olabilir. Kestirmeden izah edersek; neyle yönetildiğimiz değil, nasıl yönetildiğimiz önemli!

          Tek kişi, bir zümre, teokratik, demokratik adına ne derseniz deyin bütün yönetim biçimlerinin en iyi örneği ve deforme olmuş örneği var veya olması mümkündür. Bütün yönetimlerde görevlilerin niteliği, ilkeler ve toplumun bu ilkelere inanış düzeyi önemlidir. Buna göre çokça zikredilen “TOPLUMSAL SÖZLEŞME” yazılı bir doktrin değil, birlikte yaşamayı arzulayan toplumların, kurduğu yaşam düzeninin ortaya zorunlu olarak çıkarttığı kurallar silsilesidir. Türk toplumu da kim ne derse desin toplumunu devlet çatısı altında yaşatmayı iyi bilen bir toplumdur. Yazılı olmayan “TÜRK TOPLUMSAL SÖZLEŞMESİ” neleri içerir:

      1 -  ADİL YÖNETİM İLKESİ : Adaletli yönetim herkes için ve her sahada uygulanmalıdır. İnsan yapısı gereği bencil ve çıkarcıdır. Bunu dizginleyecek HAKEMLİK düzenidir. Ve Türk toplumu Dede Korkut gibi toplumun kanaat önderlerini üretmiş; yaşanan sıkıntılı durumları kendisinden bir adım öne koyduğu insanların çözmesine gönüllü tâbi olmuştur. Kadı önüne çıkan padişah, mimâri bigisi dahilinde emredildiğinin aksine Ayasofya’dan daha küçük kubbeli bir cami inşa eden Mimar Atik Sinan’ın depreme dayanıklılık gerekçesiyle savunması karşısında suçlu bulunarak para cezasına mahkum edildiği bir adalet duygusuna sahiptir. Padişah atadığı kadının hükmüne gönüllü razıdır. Daha da ötesi eğer kadı adaletle karar vermeyip kendisini haklı çıkarması durumunda kadıyı öldürmeye hazır olduğunu  demir sopasını göstererek itiraf eder. Bunun da ötesinde hükme rıza göstermeyen padişahı yok edecek önlemi kadı da kuşağında gizlediği kaması ile aldığını söyler. Bilgi Evliya Çelebi’den nakildir.Padişah da Fatih Sultan Mehmet’tir.

           Adil yönetim için bilge karar vericilere, bilge karar vericilerin hükmüne tâbi bilge iktidar sahiplerine ihtiyaç var. Kanun çıkarıp kendisine de bağlayıcılığını kabul eden akıl ve ruha sahip olunmadığı sürece sizi kim ya da kimlerin yönettiği çok önemli olmadığı ortadadır. Zihniyet şu olursa “Allah kanunu değil, kullar yaptı uyulmasa da olur” .Yönetici yönetme erkinin ayrıcalığından yararlanmaya kalktı mı zengine, güçlüye, tanıdığa kapıyı aralar kanunu zavallı bir topluluğa uygularsınız. Tek iktidarsa zalim, kurul veya komisyon iktidarsa ayrıcalıklı ve imtiyazlı, seçilmişler yani temsilci iktidarsa etkisiz olur.

         2- EŞİT YÖNETİM İLKESİ : Bu dünyanın eşitlikçi anlayışı ile aynı değildir. Türk toplumu Nasreddin Hoca’nın çocuklara dağıttığı farklı sayıdaki cevizde uyguladığı hakkaniyet ölçüsünde bir eşitlik….Allah herkese aynı geçimlik rızkı mı ihsan ediyor? Hayır! Çalış, emek ver emeğin karşılığını al. Sosyal adaleti görmezden mi gelelim. Komşun açken tok yatamazsın. Yani asgari düzeyde insanların ihtiyaçlarını karşılayan bir devletin olmalı … Eşit özelliklere sahip vatandaşların sunulan imkanlardan eşit yararlanması ilkesi anlaşılmalıdır: Bu kişinin sahip olduğu özelliklere ve toplumun ihtiyacına göre işbölümü gerektiren bir eşitlik. Toplumsal statüyü bilgi, beceri ve ihtiyaca göre yapılandırma becerisi. Atalarımız başarmış bunu. Asker ve gıda ihtiyacını tımar sistemiyle, üretme ihtiyacını ahîlik sistemiyle, bilgin ve yönetim ihtiyacını medrese ve enderun sistemiyle sağlamış. Yetenek avcılığı yapmış. Küçük yaşlarda keşfettiği yetenekli çocukları din ırk ayırımı yapmadan yetiştirmiş ülkenin hizmetine kazandırmış: İşte Sokollu Mehmet Paşa, işte Mimar Sinan,Zağanos Paşa, Mesih Paşa,…

     Toplum mühendisleriniz olmalı. Uzman sosyolog, felsefe ve psikolog kurmaylarınız. Önce km bazında ülkenizin yaşam istatistikleri ve bu yaşam verilerinizi ulaştırmak istediğiniz hedefler, buna uygun insan profilinizi oluşturmanız…Sonuç: özelliklerini bilen ve ne istediğine, doğru yönelen insanlarınız; onlara sunulan fırsatlardan eşit yararlandırılan mutlu halkınız; her ihtiyaca uygun insan gücünüz; eşit paylaşılan devlet bütçeniz….Tam tersine yandaş ve oy potansiyeline göre insanların istekleri yoğun şekillenen eşitlikçi anlayışta herkes yönetici ve zengin olmayı isteyecek; iş ve istihdamdan yararlandırılan, ihale kapan, işsiz ekonomi kurmaylarınız, öğretmenleriniz, arkeologlarınız, astronomi uzmanlarınız vs. olacak. İktidar sahiplerinin devamlılığı ve bu devamlılığı sağlayacak kitlenin memnun edilmesi  her şeyin önüne geçecektir. Liyakat, kariyer ilkeleri, işe uygun istihdam çöpe atılacağından yeni eşitlik tanımına alışmanız gerekecektir. Dünyanın eşitlikçi anlayışı kadın erkek eşitliği, hukuk önünde eşitlik, eğitim imkanı eşitliği, sağlık hizmetinden yararlanma eşitliği kendilerinin de uygulayamayıp başkalarına pazarladıkları siyah-beyaz, Hristiyan - müslüman  gibi daha temel safhada tökezlemişlerdir. Eşitlik düşünemediklerinden veya toplumsal yaşam geçmişlerinde olmadığından biz ileri safhada eşitliği sağlamaya mecburuz.

         3-KURUMSAL YÖNETİM İLKESİ : Bu da ne demeyin. İşin sırrıdır kurumsal yönetim. Türk toplumu çadırlarda göçebe yaşarken bile kurultay sahibi, boy ve aşiret yaşarken bey ve yiğitleri statülü düzenleri olmuştur. Yönetim ve devletçiliği başarmasındaki esas farkı kurumsal hareket edebilmesidir. İslam dinine birey birey değil topluluklar halinde girmiştir. BEN dediği zaman kaybetmiş, kendini boşlukta hissetmiş, aidiyetini tanımladığı zaman damlaların birleşip nehire şelaleye dönüşmesi gibi şahlanmış, gelişmiş, büyümüştür. Mahalle kültürü vardır bizim. Tarikat, dergah kültürü vardır. Vakıf yapılanması ile en güzel ülke düzeni gerçekleştirmiştir vaktinde. Sancakları yönetimdeki paylaşımı herkes biliyor zaten. Kurumsal yönetimin en önemli unsuru denetimdir. Bir şehzade yönetime uygun hale gelene kadar hem yetiştirilir hem denetlenir. Yeni fethedilen yerlerin yerel yönetimleri sürekli kontrol edilmiş, merkezi anlayışlara aykırı davrananlara gereği yapılmıştır. En önemli  yapılması gereken görev tanımları, göreve uygunluk denetim sistemi ve denetim sistemi oluşturulmasıdır.

        Bir ülkenin harika yöneticileri, ideal kanunları olduğunu düşünün, denetlenmezse sonuç nedir: Bireysel hakimiyet, kişi sayısı kadar uygulama çeşitliliği, sahipsizlik ve aidiyetsizlik duygusu….Başıboşluk ve kargaşa….Kontrol ve denetimi başaramayan yönetimler birilerine tabi oyuncak, ders alınmadığı ve yanlışlar düzeltilmediği için hatalarda patinaj, sürekli düzeltme ve düzenlenecek sorun alanları…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !